En iyi anne Kim... (Ya da Annelerin En İyisi..)
30 Ocak 2025

En iyi anne Kim... (Ya da Annelerin En İyisi..)

En iyi anne Kim... (Ya da Annelerin En İyisi..)

Anne olmak.. 

Dünyanın en tarifsiz duygusu diye tarih edilmeye çalışılır çoğu zaman.. Anne olmadan önce, anne olduktan sonra diye milad koyar çoğu kadın..

Peki ne demek anne olmak..? Dünyaya getirmeye bizim karar verdiğimiz bir mucizenin birincil (primer) ve ikincil (sekonder) ihtiyaçlarını karşılamak ve bu yaşamı deneyimlemesi için onun yolculuğunda ona kalpten sevgi ile kılavuzluk yapmaktır.

Peki nedir çocuğun primer ihtiyacı?

Bunlara çocuğunuzun duygusal ihtiyaçları diyebiliriz.

Güvende Olma İhtiyacı: Güvende hissetmek demektir. Bizler fiziksel veya duygusal bütünlüğümüzü bozacak her türlü tehtid karşısında gergin, panik , huzursuz ve endişeli oluruz. Çocuk kendisine ve ailesine zarar gelmeyeceğini bilmediğinde sürekli endişeli bir tutum içine girerler. 

“Anne olmak çocuğu güvende olduğunu ona hissettirmektir. “

Anne, çocuk onu dinlemediğinde; “böyle yaparsan seni bırakırım”, “sen beni üzdün1, “sen beni öldüreceksin” gibi cümlelerle çocuklarını tehtid ettiğinde, o çocuk kendini güvende hissedemez. Güvende olmayan bir çocuk sağlıklı büyüyemez.

Anne, çocuk onu dinlemediğinde, “patlat bir tane sussun” diyerek onu susturmamalı. Bunu yaptığında çatışmanın çözümünün şiddet olduğunu öğrenecek. İstenmediği yapılan bir çocuk okulda şiddet eğilimi gösterecektir. 

Anne olmak “güvenli sığınak” ve “güvenli dayanak” olmak demektir.

Anne, özellikle ilk 3 yaş döneminde çocuğu uzun süreli yanından ayırmamalıdır. Terkedilme duygusu yaşamış bir çocuk kendini güvende hissedemez.  

Anne, çocuğun kendini güvende hissedeceği çevreyi ona sağlamakla yükümlüdür. Bunun için önce kendisinin güvende olma koşullarını sağlaması gerektirğini de belirtmeden geçmeyelim. 

Aidiyet İhtiyacı: Bağ kurma ihtiyacıdır. Bebek anne karnında korunur, beslenir. Peki duygusal beslenmesi yani bağ kurması nasıl olur?

“Anne olmak çocukla güvenli bağ kurmaktır. “

Annelik duygusu daha çocuğu görmeden önce başlar.. İçimizde mucizevi şekilde büyüyen, kendine yer açmak için tüm sistemi değiştiren, esneten ve uyumlatan bir varoluşun yolculuğuna tanıklık ederiz an be an.. Anne ile bebek arasındaki bağ, bebek anne karnında iken kurulur. Bebeğin anne karnında görme, duyma, hissetme, koku ve tat alma duyuları gelişir. Yani anne karnında iken bebeğiniz sizi duyar, neler yaşıyorsunuz hisseder, onunla ilgileniyor musunuz, anlar, onunla sevgi bağı kuruyor musunuz, bilir. bebeğin öncelikli ihtiyacı “İstenen” bebek olduğunu duymak ve sevildiğini hissetmektir. Hamileliği sakin, bebeğiyle iletişime geçmiş, her gün ona dokunup konuşan, eşiyle birlikte onu seven kadınların çocukları doğum sonrasında daha uyumlu, huzurlu bebekler olurlar. 

Anne, çocuğun dünyaya geldiği ilk 15 – 30 dakika içerisinde onu kucağına alıp emzirerek, bu dünyadaki bağını kurar. Çocuğun her ihtiyacına yaşına uygun karşılandığında sağlıklı bir çocuğunuz olur.  Anneler çocuklarını emzirirlerken her gün 20-30 dakika çıplak bedenle kaldıklarında, o süreyi sadece bebeğini hissetmeyle değerlendirdiklerinde o çocukların güvenle ve sevgiyle büyüdükleri görülür. 

Anne, ne kadar sevgi verirse, çocuk da o sevgiyi aldığı kadar yansıtır. 

Anne olmak çocuğun sevilme ihtiyacını karşılamaktır.

Reddedilen, göz ardı edilen çocuk problem geliştirme riski altındaki çocuktur; sağlıklı gelişimi mümkün olmaz. Sevgi ve aidiyet çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi için gereklidir.

Değerli Hissetme ve Olumlu Benlik Algısı İhtiyacı: Her çocuk değerlidir, bunu bilmelidir. Çocuk ihtiyacı olan ilgiyi alamadığında kendini değersiz hisseder. Anne çocuk ile ilgilenmek yerine telefonla ilgileniyorsa çocuk kendini değersiz hissedecektir. 

Anne olmak çocuğa değerli olduğunu hissettirmektir. 

Çocuğa şartlı sevgi sunulduğunda problem çıkmaya başlar. Örneğin; beni dinlemezsen seni sevmem. Seni severim ama başarılı olursan daha çok severim. Babanı daha çok seviyorsan ben seni sevmiyorum o zaman.. Bunlar bir annenin çocuğuna verebileceği en büyük zarardır. 

Anne olmak; onu sadece o olduğu için koşulsuz sevebilmektir. 

Çocukların kendilerini değerli görme ihtiyaçları, sadece başarılarıyla memnun olunmasına değil, sırf kendisi olduğu için de değer verilmesiyle ilgili bir ihtiyaçtır. Ebeveynlerin, çocukların yaptıklarına ilgi göstermesi çocuğun bu duygusunu besler. Ebeveynler çocuğun olumlu yanları üzerinde daha çok durmalıdırlar, sürekli olumsuz yanlarını konuşmaktan kaçınmalıdırlar. Asla kıyaslama yapmamalıdırlar. Motivasyon verici hedef koyabilirler. 

Bir çocuk yeterince duygusal destek ve sevgi almadığında, ihtiyacı olan kucaklamalar kendisine verilmediği zaman, olumsuz davranışlar yoluyla ilgi ve dikkat çekmeye çalışır.

Denge ve Düzen İhtiyacı:  Çocuklar yaşamlarında yapı, denge ve aynılık ihtiyacı duyarlar. 

Anne olmak çocuğa tutarlı davranmaktır.

Günlük hayatta tahmin edilebilir bir rutinin olması, göstermesi beklenen davranışlar için net kurallar ve sınırlar olması ihtiyaçlarını karşılar. 

Kendini Yeterli Hissetme İhtiyacı: Kendi kendine karar verebilme ve gelişimine uygun seviyede kendi işlerini yapabilecek özgürlüğe sahip olabilme ihtiyacıdır. Sen yapamazsın demek çocuğa yapılan bir kötülüktür. Sen dur ben yaparım da aslında çocuğa sen yapamazsın demektir.

Anne olmak, ben yanında olsam da olmasam da sen yapabilirsin diye hissettirebilmektir. 

 Çocuğun, günlük hayatta karşılaştığı zorluklarla başa çıkabileceğini bilmesi, kendini zorlukların üstesinden gelebilecek beceri ve kabiliyette hissetmesi önemli.

Potansiyelini Ortaya Koyabilme, Kendini Gerçekleştirebilme İhtiyacı: Becerilerini ortaya koyabilme ve yaşamdaki görevini yerine getirebilme ihtiyacıdır. 

Anne olmak çocuğunun kendisini gerçekleştirebilmesi için ona alan tanımaktır.

Her çocuğun yeteneklerini ve becerilerini keşfedebilme, ortaya koyabilme, böylece sahip olduğu potansiyeli değerlendirebilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, yeni tecrübeleri deneyebilme cesareti de verir.

Arkadaşlık İhtiyacı: Yaşıtlarıyla ilişki kurma ve sürdürme ihtiyacıdır. Büyümede enönemli görevlerden biri de diğer çocuklarla iletişimi öğrenmektir. ,

Anne olmak, çocuğun sosyalleşmesini desteklemektir. 

Çocuklar için bu doğal bir beceridir. Ebeveyne düşen görev, çocuğun sosyalleşmesini, diğer çocuklarla birlikte olmasını sağlamaktır. Böylece arkadaşlık becerilerini geliştirebilir. Arkadaşları eve davet etmesi, arkadaşlarını ziyarete gidebilmesi için fırsatlar yaratmak gerekir.

Oyun oynanma ihtiyacı: Her çocuğun annesiyle oyun oynamasına ihtiyaç vardır. 

Anne olmak çocuğuyla oyun oynamaktır. 

Anne ile sosyalleşmek, oyun oynamak çocuğun anne ile olan bağını güçlendirir. Sosyal yaşamındaki ilişkilerinde kişilerarası iletişimi rahat olur.

Bu duygusal ihtiyaçları karşılanmamış olan çocuklar, yoksunluk ve örselenme üzerinden kendini koruyucu bir kişilik geliştirmeye başlarlar. Geliştirdikleri olumsuz davranış kalıpları, yaşam boyu kuracakları ilişkileri ve çocuğun işlevselliğini olumsuz yönde etkiler.

Bir çocuğun davranışlarını anlamak için, bu davranışı hangi ihtiyaçla yaptığını anlamak bu yüzden çok önemlidir. 

Çoçuğun sekonder ihtiyaçları da vardır. Çocuğun kıyafetlerinin alınması, eğitim ihtiyaçlarının karşılanması, hijyeni, sağlık ihtiyaçlarının karşılanması gibi.. Anne yapmasa da yapacak birinin bulunduğu ihtiyaçları kapsar.. Sekonder ihtiyaçlar bir şekilde karşılanır. Eksikliğinde çocuk etkilenmez ya da etkilense de primer ihtiyaçları gibi travmatik ve yaralayıcı olmaz. Çocuğun dış şekli ile çok ilgilenen ancak duygusal bağ kuramayan annelerin çocuklarının ruhları hasta olur. 

UNUTMAYALIM Kİ: MÜKEMMEL ANNE YOKTUR..!!!

YETERİNCE İYİ ANNE VARDIR.

Çocuğun primer ve sekonder ihtiyaçlarını karşılayan anne İYİ ANNE’dir, karşılamayan anne KÖTÜ ANNE’dir. Çocuk için bu böyle kodlanır. Kötü annenin varlığında ruhu yaralı bir çocuk yetişir. 

Anne olmak, çocuğunun tüm ihtiyaçlarını bilmek ve yerine getirme sorumluluğunu almaktır. 

İçinizden ben KÖTÜ bir Anne Miyim diye geçiyorsa aşağıdaki kitapları okumanızı öneririm. İhmal eden ebebeynin kendisinin de bir zamanlar çocuk olduğunu ve onun da içinde iyileşmesi gereken bir çocuk olduğunu da unutmayalım… Yetişkin yaralı çocukların da kendini iyileştirme ile ilgili içsel yolculuk yapma sorumlulukları olduğunu hatırlatalım. 

 “Olgunlaşmamış Ebebynlerin Yetişkin Çocukları”, “Mış Gibi” Yetişkinler kitaplarını okumanızı öneririm.

Yorum Yap